"feyzullah924" Tarafından Eklenen Konular


Bak hele! İnsanlığın bağrından kopup giden, Son gemi demir almış, hızla kalkıyor limandan. Bir adam bekliyor, bin adam bekliyor, Gemiyi batırma pahasına, Kaptanın boğulmasına çalışıyor; Geminin tabanını deliyor, besleniyor kandan, İnsanlığın bağrında ateş yakıyor, Kirli emellerine ermek için, Ve de yarım kalmış insanlığı bitirmek için, Pay yakıyor, paydaş yakıyor, eş yakıyor, kardeş yakıyor, Sanki çuval içinde, adam sanki samandan!... Ölüm kalım savaşında cefa ile cefakâr Onları kurtarmak derdindeyken vefa ile vefakâr… Aşk meşk derdinde can ile candan!... Kimin umurunda? Sen ölsen, ben ölsem, canın çekilse tenden, Birilerinin...
Geç olur olsa da bil, söz eğerli meğerli Pişmanlığa ver meğil, davran akıllı serli Zerreler boşa değil, bütün her şey değerli Huzura durup eğil, rabbim bırakmaz muhtaç Bil ki akıl ve ilim, yaşta değil baştadır Gel ki bilemez zalim, sanır bunlar yaştadır Rabbi bilmezse âlim, her bildiği taştadır Yap kulluğa da talim, rabbim bırakmaz muhtaç Yakındakiler uzak, mesafeler bir anlık Yollar ki dolu tuzak, Allah’a gör yakınlık Sen kayıyorken kızak, kalan ömrün bir tanlık Giy ki amelen kazak, rabbim bırakmaz muhtaç Dünya...
  Cefa ve sefayı çeken, bir avradım var deme Fakirlik ve yoksulluk, başına gelmeyince Oğlum ve kızım varken, bana bakarlar deme Başına bir hal gelip, düşmüşlük bilmeyince Gün dönümünden sonra, filiz süren darıdan Kocasından kaçarak, ayrı yatan karıdan Bal ve oğul yapmayıp, vızıldayan arıdan Hayır gelmez kardeşim, eceli gelip ölmeyince Halden sözden anlamaz, sağır gözü karanın Kör kütük sarhoş gibi, bağırdığın naranın Haramdan gelen malla, alın tersiz paranın Asla binası olmaz, helal ne olmayınca… Memuru ve işçiyi, mahveder süslü avrat Araç süren kişiyi, mahveder...
Garipler ağlamasın, yürekler dağlamasın Gözyaşları sel olup dereler çağlamasın Gönüller kapkara kurumlar bağlamasın Desek de; her köşende, bak ne garipler ağlar Yer bitirir odunu, bir düşün od'u hele Karartır gönülleri, haset denen şu bela Düşürme sakın onu, senin Kâbe’n gönüle Desek de; her kişinde, kalpler karalar bağlar Hakkı ve hakikati görecek bir enginlik Günlük ihtiyaçlara, yetecek de zenginlik Yalan dünyaya karşı, ver tamaha dinginlik Desek de, her işinde, insanlar buna çağlar Feyzullah Kırca Akbaşlar Köyü / Dursunbey
Kanat dediğin, ilahi aşka ermiyorsa Heyhat! Yandıkça gönüle huzur vermiyorsa Neye yarar aşk, sahte ziyaya bulandıkça Neye yarar kanat, kul dünyaya aldandıkça Feyzullah Kırca Akbaşlar Köyü / Dursunbey
Şelaleler akar, suyu ses verir Doluverir vakar, dallar yeşerir Rabbin varlığını, bize gösterir Dikkatlice bakıp, hakkı gör hele. Kuşlar yuva yapar, dalın ucuna Kuluçkaya yatar, anne burcuna Korur tehlikeden, kopsa curcuna Yılan salsa ölür, söyler dur hele. Leylekler gelecek, konacak göle Renkler yeşerecek, binecek güle Kanat vurur koşar, çiçeğe bala Çalışkan arılar, vız vız der hele. Erik meyve sağar, taze taneler Düğün derneklerde, ne ananeler Hem yaylaya çıkar, göçer haneler Duysan kuzuları, kulak ver hele. Ninem savaşını açar sineğe Tarlaya gidemez biner bineğe Karpuz sırlarını çeker sineye Ne derdi...
Mevlana ömrü boyunca, tek kadınla evli kaldı Mutlu ve mesut yaşadı, huzur deryasına daldı …Lârende'de lalasının kızı ….Gevher Hatunla evliliğinden …..Sultan Veled ile Alâeddin adında ……Verdi Rabbim güzide iki yıldızı. Bunlar ki; yetişkin birer delikanlı olmuşlardı Mevlana hoşgörüsünden, çokça nasibini alan Sevgi dini peygamberi, Habib ve tabibi bulan Billur iman küfesiyle, hakikatle dolmuşlardı Soyla öğünmedi, Türklükten bir soydu. O ki; Mevlâna'nın ortanca oğluydu Onun doğumuyla çok mutluluk duydu Sultan Veled önce, o sonra doğduydu …Muhtemelen bin iki yüz otuzlardaydı ….Ailesi adını,...
Huzur denen güzelce şey, ruhta tatmin duygusu, Hayat ki; özlenen budur, her şeyin en enfesi… Kibir denen hazince şey, insanın kin doygusu, Sürekli közlenir durur, üflüyor bin ne_fesi, Hazin gönül dolar gurur, bil ki ruh, kuş ka_fesi, Kitap nedir, iman nedir, bilmezin yok kaygusu… Hayat veren vahyi kitap, nûru mutlak kü_fesi Hayır nedir haber veren, hakka dâvet lütfesi… Yolun sonunda son durak, kabrimin yer oygusu Bilim derip, şükür bilen ol! Makamdan giy fesi…   Me fâ i lün / Me fâ...
Gül yüzünü görmeden dinmiyor acılarım Gecelerse karanlık kâbus var üzerimde Kader ağlar örmeden gelsin postacılarım Umutlarım fidanlık libas dar üzerimde… Taze bir kardelenim, beyaz kar üzerimde Hayat benimde hakkım, yolmayın bacılarım Ayaz kışta bir turna, hep uçar üzerimde Acep ne derdi vardır, kol çırpar üzerimde Çiçeğim bana yardır, dolar kiracılarım Öyle derin ki sevda, dinmez har üzerimde… Feyzullah Kırca Akbaşlar Köyü / Dursunbey
Altın kınından sözler, dökülür günden dile Merhamet ve hoşgörü, kardeşliğe sarmaşık Aşk sarmalın kuşanmış, barış taşır her ile Yiğitler yola düşmüş, yollarında pür ışık Namerde iblis üşmüş, gittiği yol karışık… Gülün ismi nağmede, yayılır dilden dile, Geceyle gündüz kardeş, dikenle gül barışık Sahile vuran dalga, bil! Vururken danışık Haktan kaçıp hak bildi, baba cehiller bile Kuyu kazıp iğneyle, bir dünya kurulur şık… Feyzullah Kırca Akbaşlar Köyü / Dursunbey
Adet görenek dedik, hepten israfa daldık Hakka uyanamadık, gafletten uyku aldık Koşmak şöyle dursun, emekledik de kaldık Ömrümüzü har vurup, harmanları savurduk Bilgiç olduk konuştuk, koca çamlar devirdik Cennet diyarı bozduk, yaktık küle çevirdik Oysa biz insanoğlu, yaşatmaya revirdik Taze doğmuş çiçekler, ateşlerde kavurduk Yeryüzünde yayılmış, kocaman sıra dağlar Ne makam ne mevkiler, bizi buraya bağlar Görmez miyiz kardeşim, garip guraba ağlar Ya haklarını yedik, ya da kendini vurduk. İnayet sükûn etsin, delalet kalsın dünde Bin güzelin hülyası, gönülden geçsin günde Gözler baksın sonsuza,...
Gökyüzü mavisinden, hiç mahrum bırakmaya Rabbimiz kavuştursun, vuslatın en düzünde, Uç diyardan diyara! Bakışın, can yakmaya Yok olup gider kahrım, tatlı dil, her sözünde Kulağım duyar şükür, gülmen dağlar yüzünde Sesin dinlerim çaysın, coşarsın hep akmaya Yüreğimi yakan har, parlayan ay yüzünde Beni kaybettim yar, bakıştığım gözünde Hayalin var gözümde, dilerim hiç çıkmaya Kara gece ıssızında, sen ben biriz özünde… Feyzullah Kırca Akbaşlar Köyü / Dursunbey
Baş tacımızdır bizim, gönül’e ilacımız Kimisi öz kızımız, kimisi de bacımız Hemcinsimiz onlar, gördük başa tacımız Elmanın yarısı biz, yarısı da hanımlar Olur mu hiç hor görüp, gülü aşağılamak Keyfin gelince sevip, sonra kaşağılamak sonra da zehir edip, yerken aşı ağılamak kazancımızın ortak, yarısına hanımlar Rab yarattı kadını, ol sağ küreğimizden Sevgi verdik biz de, ta ki yüreğimizden Koruyup gözetelim, yesin böreğimizden Şu gönlümüzün ortak, yarısına hanımlar Yanında eşin yokken bakarsın demek ele İstersen birde bunu, onun yanında söyle Yakışır mı yaptığın, saçı süpürge...
Derdi kullar tövbe rabbim, Müslüman olsa kanmaz Derdi vardır, tek balıklar dünya suy dolsa kanmaz Kandı dünya aşkı yardan, alma sen nârı aldan Kandı kullar, şaştı yollar, şaş ne yoldan, ne aldan Hakta birlik olsa, ersek sırra, kurtulsa anlar Hakkı söyler olsa diller, dinleyen duysa anlar Yanlı sözler bitmesin dostum, evetken hayırla Yansa gönlüm, hayra koşsam, dolsa defter hayırla Vakfedip gül, gülme eksik olmasın, gül yüzünde Vakfe dur sen, kin ve nefret dolmasın yeryüzünde Akmış_olsun gözyaşın, affet geçin, sen ki...
Sayfa başına git