"ozkanliburak" Tarafından Eklenen Konular


Duydum ki hasreti vurmuşsun Katran geceyle kavurmuşsun Göğe ağaran küller ile Acılarını savurmuşsun Aç kapını(yar) bağrına geldim Çığlık çığlık çağrına geldim Sür beni melhem niyetine Hasret çeken ağrına geldim Görüyorum değişmemissin Heybetli dağ gibi duruşun Zülfikar güzeli kaşların Altında aynı bakışların Aç bağrını(yar) yurduma döndüm Yokluğunda düğüme döndüm Elim ayağıma karıştı Güneşi gören mahküma döndüm Burak Özkanlı
Bir yudum çay gibiydi gözlerin Baktıkça içimi ısıtan Bir faça izi oldu adın Hatırladıkça kolumu kanatan Burak Özkanlı
Oysa Yumruğum kadar olan yüreğim Bütün bedenime sığmayacak O denli büyük olan Bir sevdayı Barındırmıştı içinde senin için Bana kalan Yumruğum kadar olan yüreğimin Parmaklarımın saymaya Yetmiyeceği kadar Affetmiş olması seni Burak Özkanlı
Deliler gibi arzular seni bu yürek Hasret çekmek dedikleri bu olsa gerek Dalmış düşünürken seni içim çekerek Yüreğime ateş düştü yarim yanarım Yüreğimi yakıpda kavuran bu şule Bedenimi çevirmeden büsbütün küle Hasretim gidermek için uzandım güle Dikeni yüreğe battı yarim kanarım Şimdi öter bağrımın kafesde bülbülü Bu özleme daha kalmamış tahammülü Gözlerinin ucuna dökülen kahkülü Hatırıma savruldukça yarim anarım Dersimliyim çok sevdim o ağır başlıyı Esmer tenli al dudaklı gül...
“Damarlarımda ki kan petrol mavisi Tüm değerlerimi sömürünceye dek Peşimi bırakmaz bu yarasalar abisi” Bir zamanlar türküler söyler Dağ gibi engelleri aşardık Bir zamanlar omuz omuza gezer Bir arada kardeş gibi yaşardık Büyüdükçe çocuğum Bu şehrin havasından Anaların yasından F tipi okulların duvarlarında ki Parmaklıklarının pasından Rengini yitirdi gocuğum Ve bendeki bu kızıl bakış Yakıştırılmadı gözlerime Yakıştırılmadi fukara halim Sahtekarca ihtişam anlatan Satılmış sözlerine Parmaklarımı kırdım küçüğüm Kırdım ki Silah...
Çırıl çıplak kaldım aşk yüzünden Kimi sevdiysem caydı sözünden İlk sevdiğim yüreğimi aldı Sonrakiler gururumu çaldı Ne hayatta tutunacak bir dal Ne bir sebep bıraktılar bana Bana hep terkedilmeler kaldı Bana hep kendine iyi baklar En güzel rüyalarım kabusa Koca ovalar mapusa döndü Son bir dileğim vardı içimde Oda olup bitene bir sondu Yazık oldu geçen yıllarıma Talan edilen umutlarıma Harcadılar beni emeğimi Kurtlara verdiler yüreğimi Söyle tanrım şimdi ben...
Korktuğuna yeltenmektir cesaret Uçuruma yaklaşmak gibi Karanlıkla boğuşmak Güçlüyle savaşmak Veya kimi zaman Sevgini paylaşmak gibi Bir gerektir cesaret Tereddütsüz bir hayat için Ona muhtaçsın Burak Özkanlı
Bugün bir sonbahar günü ingilterede Yağmur çakıl taneleri gibi sekiyor yerden Ve şarıl şarıl akıyor derede Bense arka bahçede çardakdayım Karşımda bütün yaz boyunca yemyeşil duran ağaç Şimdi savruluyor rüzgarda Ve dökülüyor yaprakları sarı sarı Ne garip her dalı yaprakken sımsıcak havalarda Çırılçıplak böyle dayanılması zor bir soğukda Gerçi belli oluyor efkârı Dalları her savrulduğunda Her yaprağı döküldüğünde her solukda Birazda olsa anlıyor gibiyim onu O doğaya önemsizlikden nefessiz kalırken...
Bu senede göç etmeyin turnalar Durun sırdaş olun derdime burda Yar hasreti yüreğimi iğneler Durun sırdaş olun derdime burda Cam ardından bir çift göz beni izler Onlarda ben gibi yapayalnızlar Bu günlük gitmeyin kalın yıldızlar Durun sırdaş olun derdime burda Dersimli gibi yüreği deşikler Kapısı uçurumlara eşikler Ömrünce görmüş geçirmiş aşıklar Durun sırdaş olun derdime burda Burak Özkanlı
Bir ıslık çalıyor poyraz Kulağıma gelen biraz Kar örtüsünde bembeyaz Tütüyor katran bacalar Herşey yalın bu bölgede Acılar gel-git dalgada Şu sokaktaki gölgede Artıyor yoksul amcalar Bir kısmet çıktı kuradan Dün yolum geçti buradan Bir gün geçmeden aradan Yitiyor taze goncalar Bir huri ağlar derinden Sormak isterim halından Yakalamış boyunumdan Tutuyor hain kancalar Sevdi beni dinlemeyi Ona gönlümde bir payı Olduğunu söylemeyi Unutuyor tüm heceler Sokağının kenarında Gönlüm bir kızgın...
Duydum ki hasreti vurmuşsun Katran geceyle kavurmuşsun Göğe ağaran küller ile Acılarını savurmuşsun Aç kapını(yar) bağrına geldim Çığlık çığlık çağrına geldim Sür beni melhem niyetine Hasret çeken ağrına geldim Görüyorum değişmemissin Heybetli dağ gibi duruşun Zülfikar güzeli kaşların Altında aynı bakışların Aç bağrını(yar) yurduma döndüm Yokluğunda düğüme döndüm Elim ayağıma karıştı Güneşi gören mahküma döndüm Burak Özkanlı
I. Ben seni yağmurlardan sakındım Yanakların yaş nedir bilmesin diye Ben sana adımlarından daha yakındım Saçının bir teli incinmesin diye II. Ben sana gözlerimi emanet ettim Senden başkasını görmesin diye Ben senin için aklıma ihanet ettim Küssünde çok sual sormasın diye III. Ben acını acım yaptım Seni baş tacım yaptım Ben seni sevmedim ki Ben seni tanrıçam bildim ben sana taptım IV. Sonbaharın çatacağını işiten Bir yaprağa benziyorum şu an Bir kasvet can evime bürüdü Hücrelerim santim santim çürüdü V. Söylemek istediğini Satırlarının sonunda ki her ünlemi Noktası noktasına virgülü virgülüne Anladım............ Bir korsan gibi...
Suskun gözlerim suskun yüreğim Zaruri bu uçurumu yürüyeceğim Yargısız suçlu görülmüşüm Bütün haklarımı almışlar Dişlerimi gülüşlerimi dudaklarımı almışlar Göğe baka kalmışım öyle bir an İsteyerek olmadı demişim inan Demişler YALAN Düşlerimi bakışlarımı göz bebeklerimi almışlar İçimde sıkışmış haykırışlarım Toprağa dahi yazamam Hislerimi karışlarımı parmaklarımı almışlar Kan gülleri ekiyorum bulduğum her mayının yerine Kan gözlerimden dökülüyor güllerin üzerine Uyumaktan tatlı rüyalardan korkuyorum Çünkü tam kendimi kaptırmışken bu farklı/bu yeni gündüzüme Tam...
Bu öyle bir dünya ki dostum Ne kadar güçsüzsen o kadar harcıyor seni Ve ne kadar hafifsen o kadar basitsin Anlıyacağın varlığına ve yokluğuna eşitsin Bu öyle bir dünya ki dostum Ne kadar küçüksen o kadar aşıyor seni Ve ne kadar korkaksan o kadar acizsin Anlıyacağın kaçtığın kadar kimsesizsin Bu öyle bir dünya ki dostum Dövüştüğün kadar yiğit Tutuştuğun kadar barutsun Ve niceliğin kadardır ardında bıraktığın iz Ondandır ki sen...
Sayfa başına git