Siirler.Biz

Sema Zincir Kanmis

Sis bulutundan İnen bir perde gibi Ağır ağır Durdurarak zamanı.... Sevdanın saz sema-i si titrer Yorgun gönlümde Adı kalır, Knidos’daki ayak izlerinde.. Deler de geçer yürekleri... Bir fırtınanın dingin...
Uzun uzun yazdığın mektubunu Şu ana değin iki kez okudum Tüm satırlarında dolandım durdum Beklemedesin...biliyorum Onca yoğun duygu sarmalını Bir anda üstüme boşaltan bir yürek Heyecanlara...
Umutlarımdı bembeyaz papatyalar... Onları katran karasına boyadılar! Sarı güller gibi soldu umutlarım... Söğüt ağacı kurudu yalnızlığından... Kelaynak kuşları misali... Nesli tükendi gerçek sevgilerin... Bembeyaz martılarımı... Simsiyah bir...
ne ağlarsın söğüt ağacı? memlekette herşey yolunda asayiş, berkemal! Nazım ne demişti bir şiirinde; 'güzel günler göreceğiz çocuklar, güneşli günler göreceğiz...... ' gördük, çocuklarımızın yarınlarını ve geleceğini... ülkemizde herşey yolunda...
soruyorum bazen kendi kendime; benim emek verilerek toplanmış, acımasızca bastırılmış yaşantımı hangi sarsıntı çözebilir diye? tüm yeryüzü ağırlığı üstümde sanki, olgunlaşmamın içinde eridi acılar. bi daha...
Ruhum öyle delik deşik, Öyle zor ki tamiri... Yalnızlıktı belki Zavallı kalbimin özlediği... Aşkı ellerime sunacaktı Söz vermişti.. O da gitti! Bir gün anlar belki dönmesi gerektiğini.. Henüz...
yüreğin değildi ki, gözlerindi seni ele veren... dar bakışlarda körelttiğimiz yediveren gülleriydi feda ettiklerimiz iki nokta koy istersen, o bile yeter benim için! seni iyi gördüğüme...
dalgalar sahilde binlerca yıllık türküsünü söylerken... ve bir saka kuşu öterken kuytularda... gülümseyerek bakmıştık birbirimize... yağmur sonrası toprağın kokusunu çeker gibiydi içime çektiğim teninin kokusu... ben seni; engebeli yokuşlarında sevdim... hayatın daracık sokaklarında... gözlerimizdeydi...
Bir avuç sıcaklık vardı gökyüzünde, Güneş yine bütün gün ortalığı kavurdu... Sanki cehennem fışkırıyordu her yerden! .. Gün batımında.. Güneşin gözleri al akşama boyandı. Gölgeler...
deli gibi çalıyordu kemanı çingene... hoyrat elleri çalıyordu kemanı delice... bir çığlık gibi geliyordu nağmeler.. bıçak gibi deliyordu bakışlar... deli gibi çalıyordu kemanı çingene... nağmeler yükseliyordu içimizi kavuran hoyrat elleriyle çalıyordu kemanı delice... yanağımdan usulca...
Bir avuç sıcaklık vardı gökyüzünde, Güneş yine bütün gün ortalığı kavurdu... Sanki cehennem fışkırıyordu her yerden! .. Gün batımında.. Güneşin gözleri al akşama boyandı. Gölgeler...
Ve geceydi, Ve sitemdi, Ve ıslanıyordu AŞK! Karanlık kuytuların toynaklarında, gönlüme ışık seli gibi doğuyordu. Ey AŞK; Hoşgeldin! Sana bi kez daha acılarımı adıyorum, kanlı sunağında...