"Songül BÜYÜKPINAR" Tarafından Eklenen Konular


Kaldır yüzündeki o kahrolası gölgeyi Sök at dilindeki hızar kadar keskin öfkeyi Sevgiyle erit kalıp kalıp buz tutmuş yüreği Silinsin yeryüzündeki oluk oluk akan kan izleri Çiğdemler kardelenler karanfiller ekelim yerlerine Çocuklar cıvıl cıvıl sesleriyle koşuştursun üzerinde Savaşları değil barışı taşıyıp yazalım hep tarihe. Songül BÜYÜKPINAR
Bir yanım asi isyankar sevdam Bir yanım ıssız kimsesiz yalnızlığım Bir yanım kanayan yaralı geçmişim Bir yanım çığ gibi biriken özlemlerim Ve Sensizliğe sürgün yüreğim Düşüyorum ufku olmayan yollara Hep bir adım gerisindeyim mutluluğun.
Uyandım isteksizce gün ışığını kuşanarak Sensizlik geldi çöreklendi inatla yanıbaşıma Yüzümde acı bir gülümseme beliriyor sadece Koskoca 46 yıllık yaşamın her bir karesinden Buruk ama ölümsüz bir aşk öyküsü tadında Elimde bir mazi olarak kaldın geriye Ne dertler ne kederler sığdırdım şu ömrüme Hiç biri acıtmadı ağlatmadı senin kadar Bilirmisin nasıl koca bir yumru olupta Oturursun bağrımın orta yerinde Bilirmisin seni düşündükçe nasıl Ömrümden bir ömür daha gider Bütün hırçınlığım öfkem bundandır belkide En acı tohumları ektim yüreğime senin yerine Bütün...
Zindan karası bir 29 ağustos Yokluğunun sancıtan beşinci yılı sevgilim Gittikçe ağırlaşıyor sensizlik yüreğimde Hala için için kanatıyor sanki özlemin Benden birşeyler kopup gitti gidişinle Yığın yığın acı oldun biriktin sonra içimde Çığlık olup çarptın yankılandın dört duvarımda İsyan edip savaşlar açtım bazen kendi kendime Hatta yenik düştüm her seferinde yokluğuna Göz pınarlarımdan yeniden yeniden titreyerek akıp Yalnızlığımın boşluğuna düştün defalarca sevgilim Ahh ne resimlerine bakmak yetiyor Nede anılarımızı düşünmek avutuyor sevgilim Ağır yaralı kalmış bütün yaşanmışlıklarım Kan...
Küsmüsün konuşsana çocuk Neden bakışların öyle donuk Neden ellerin düşmüş boşluğa Dişlerine kurşun sıkışmış Kan kokusu yakar genzini Tükür tükür onu çocuk Yakışmıyor adına uslu durmak Feryat figan edip koşarak Sarılsana babana Ağlasana anne diye çocuk
Ne uzaklaştırıp atabiliyorum seni yüreğimden Nede bir başkasını koyabiliyorum yerine Hiç çarpmıyorki zaten yüreğim bir başkasında Kilitlemişim gönlüme açılan bütün kapıları Sönmüş bir yanardağın gülllerinde gizlemişim sevdaları Kopmuşum herşeyden en kıyısına düşmüşüm yaşamın Sadece senden kalanları kuşanarak üstüme Özledikçe bütün acılarıma tutunarak Anılarımı harmanlıyorum içimde Ne bir adım ilerisi var benim için Nede geriye dönüş geçmişe Yalnızlığımın hükmüne boyun eğerek İçine düşüyorum gene suskunluğumun Yalnız Ve Çığlık çığlığa.
Bir gün özlem olurda düşersem aklına Ateş olur kor olur yakarsam bağrını Pişman olur geri dönersen eğer Belki buralarda görmezsen beni Bilki sensiz kalbim har gelir Aldığım her nefes ar gelir Yasamak bana zor gelir Buralar artık dar gelir.
Siliniyor hafızamdaki en güzel anılarım Kayboluyor sanki bütün geçmişim Yük oluyor omuzlarımda hayatım Ağır geliyor artık nefes alışlarım Yitip gidiyor avuçlarımdan umutlarım Ayazda kalıyor üşüyor bütün duygularım Sonunda Buz tutup donuyor yüreğim Ve Firar ediyor aklım.
Siliniyor hafızamdaki en güzel anılarım Kayboluyor sanki bütün geçmişim Yük oluyor omuzlarımda hayatım Ağır geliyor artık nefes alışlarım Yitip gidiyor avuçlarımdan umutlarım Ayazda kalıyor üşüyor bütün duygularım Sonunda Buz tutup donuyor yüreğim Ve Firar ediyor aklım.
Tutki sana geliyorum bütün benliğimle Bekler misin dört gözle gelişimi.. Olaki bulamazsam yoluda kaybolursam Arar bulurmusun beni nerde olsam.. Sürgün yemiş aşık gezgin gibi Yorgun düşerse ruhum ile bedenim Sırtını sırtıma yaslarmısın dağ gibi.. Mecalim kalmazda vazgeçersem Tökezlerde düşersem eğer Tutupta kaldırırmısın elimden...
Kadasını belasını aldığım deli yüreğim Sen tarifsiz anlamını bilmediğim kadar derinsin Birikmiş özlemler ikimizde bir bütün aslında Ben karanlık yüzünün aydınlık yanıyım belkide İçimden tutuşturmuşsun benide haberin bile yok Oysa soğuktan titreyen serçenin zavallı haliydim ben Gecelerim soğuk tenime yapışmış sensizliğin ayazı Bütün şiddetiyle depremler vuruyor bedenimi Ayrılıklar pusuda bekliyor henüz hiç kavuşamadan Çokmu uzak çokmu eksiğiz güzel yüreklim Dokunamadığım tarifsiz bir şey var içimde bir ses olup kulağına haykırıyorum duymuyorsun Varmak istediğimiz bütün yollar rampa oluyor Yokluğun batıyor göğsüme kanatarak Gülümsemek istedikçe iç...
Dev buz dağları gibi önüme çıkan Yığın yığın pişmanlık ve keder oldun taa içimde Her karanlık olduğunda hüzün olup oturdun yüreğimde İçimde biriken herşeyle enkaza döndüm sonunda Uzakların sisli yamacına yaşlı gözlerimi dikip bakarken Gözlerimden akan sele kapılıp boğuldun Nefesimde buhar olup uzaklaşıp kayboldun Ve Ben yokluğuna alıştırdım kendimi..
Gözlerimin içine bak bendeki seni görmek için Yüreğime girde gör nasıl ateşlere düşüp yandığımı Sonra bana kendini anlat benim dilimden sevgili..
Yine bir akşam üstü, Çıkabildiğim en yüksek, Gidebildiğim en uzak yerdeyim. Sadece ben aklımda sen, Ve, Nazlı nazlı saçlarımda dolaşan rüzgar. Birazdan her zamanki gibi, En güzel rengiyle batacak, Çekip gidecek güneş. Ha birde göz pınarlarımda, İntihara hazırlanan iki damla yaş. Hadi sadece benim bildiğim, Bir oyun oynayalım birlikte. Sen çık içimden tut elimden, Birlikte uğurlayalım güneşi. Birazdan ay gelip yukarıdan kıskanarak baksın, Yıldızlar bulutların arkasından gülerek göz kırpsın, Sonra sabaha kadar sarılıp, İlk andan itibaren yaşadığımız herşeyi, Yeniden yeni baştan yaşayalım. Güneş tekrar döndüğünde, Sen sanki işe gidiyormuşsun gibi, Ben seni...
Sayfa başına git