Siirler.Biz

Songül BÜYÜKPINAR

Kaldır yüzündeki o kahrolası gölgeyi Sök at dilindeki hızar kadar keskin öfkeyi Sevgiyle erit kalıp kalıp buz tutmuş yüreği Silinsin yeryüzündeki oluk oluk...
Bir yanım asi isyankar sevdam Bir yanım ıssız kimsesiz yalnızlığım Bir yanım kanayan yaralı geçmişim Bir yanım çığ gibi biriken özlemlerim Ve Sensizliğe sürgün yüreğim Düşüyorum...
Uyandım isteksizce gün ışığını kuşanarak Sensizlik geldi çöreklendi inatla yanıbaşıma Yüzümde acı bir gülümseme beliriyor sadece Koskoca 46 yıllık yaşamın her bir karesinden...
Zindan karası bir 29 ağustos Yokluğunun sancıtan beşinci yılı sevgilim Gittikçe ağırlaşıyor sensizlik yüreğimde Hala için için kanatıyor sanki özlemin Benden...
Küsmüsün konuşsana çocuk Neden bakışların öyle donuk Neden ellerin düşmüş boşluğa Dişlerine kurşun sıkışmış Kan kokusu yakar genzini Tükür tükür onu çocuk Yakışmıyor adına uslu durmak Feryat...
Ne uzaklaştırıp atabiliyorum seni yüreğimden Nede bir başkasını koyabiliyorum yerine Hiç çarpmıyorki zaten yüreğim bir başkasında Kilitlemişim gönlüme açılan bütün kapıları Sönmüş bir yanardağın...
Bir gün özlem olurda düşersem aklına Ateş olur kor olur yakarsam bağrını Pişman olur geri dönersen eğer Belki buralarda görmezsen beni Bilki sensiz...
Siliniyor hafızamdaki en güzel anılarım Kayboluyor sanki bütün geçmişim Yük oluyor omuzlarımda hayatım Ağır geliyor artık nefes alışlarım Yitip gidiyor avuçlarımdan umutlarım Ayazda kalıyor...
Siliniyor hafızamdaki en güzel anılarım Kayboluyor sanki bütün geçmişim Yük oluyor omuzlarımda hayatım Ağır geliyor artık nefes alışlarım Yitip gidiyor avuçlarımdan umutlarım Ayazda kalıyor üşüyor...
Tutki sana geliyorum bütün benliğimle Bekler misin dört gözle gelişimi.. Olaki bulamazsam yoluda kaybolursam Arar bulurmusun beni nerde olsam.. Sürgün yemiş aşık gezgin gibi Yorgun...
Kadasını belasını aldığım deli yüreğim Sen tarifsiz anlamını bilmediğim kadar derinsin Birikmiş özlemler ikimizde bir bütün aslında Ben karanlık yüzünün aydınlık yanıyım belkide İçimden...
Dev buz dağları gibi önüme çıkan Yığın yığın pişmanlık ve keder oldun taa içimde Her karanlık olduğunda hüzün olup oturdun yüreğimde İçimde biriken...
Gözlerimin içine bak bendeki seni görmek için Yüreğime girde gör nasıl ateşlere düşüp yandığımı Sonra bana kendini anlat benim dilimden sevgili..
Yine bir akşam üstü, Çıkabildiğim en yüksek, Gidebildiğim en uzak yerdeyim. Sadece ben aklımda sen, Ve, Nazlı nazlı saçlarımda dolaşan rüzgar. Birazdan her zamanki gibi, En güzel...
Siyahlara bürünmüştü kadın, Bakışları buğulu ve yorgundu, Islaktı bir şeyler saklıyordu kiprikleri, Ellerinde buz dağları oluşmuştu sanki, Parmaklarında ne çok özlemler birikmişti, Saçlarının akında...
Yüreğin yüreğime değsin usulca, Hadi gelde güzel bir söz et yamacıma, Gönül sevdasını bulmuş tutuşmuş, Kalbi olan bilir aşk bu işte, İstersen ateşe at...
Biliyormusun aşkın en güzel yanı bütün yolların eninde sonunda sana ulaşması sanki, Mesela bazen ellerinin ellerime sevgiyle uzanıp dokunmasının yetmesi, Ne bileyim...
Meğer ne kadar duygusuz ve yavanmış aşkın, Kör karanlık gecelere hapsettin varlığımı, Sensiz nasıl güçsüzüm bir bilsen sevgili, Eskiden buralarda sanki gülümserdi gökyüzü, Sen...