gözlerin

O gün, o diyarda, bir hâller oldu Canı, can evinden, vurdu gözlerin. Göz göze gelince, kendin sussa da Hâl diliyle...
Ne umutsuz bir arzu, ne büyük cesaretmiş Gözlerini seyredip, derinlerine dalmak, Kaybedip tüm renkleri, ne hoş bir esaretmiş Gözlerinin içinde...
Mavi bir ırmak sanki gözlerin Hayat veren…. Sanki görüpte çorak yerleri, Abu hayatın izlerini bırakır, Bakışlarla…. Renk renk… Gökkuşağı güzelliklerinin...
bir martının gözleri zifiri karanlık geceyi öper hüzünler kalbimdeki çocuğun dört yanını sarar sevda dolu günleri hediye sunan gözlerin aydınlatır...
Yükseklerden bakardın Sevda ayrılık ve hüznüne Bu nedir ki der gülerdin kaçarken kararan günler Bırak artık bu şımarmayı Yeter isyanları...
Aramasın gözlerin bir daha beni. Bu yerlerde mahzun, kalamıyorum….. İçimde ne varsa eski ve yeni. Hiç birşeyi yaran, alamıyorum… Sorduğum...
fırtınalı gözlerini sevdim dindiririm diyerek acılarını yağmalanmış mabedinde dolaşırken yıkıntılarını yüzleştirip silmeye çalışırken kalbinden acılarını kızdın öfkelendin korkuyla itip kaktın...
Gecenin karanlığında Mavisine siyah karışmış bir gökyüzünün altında Bakışlarında yıldızlar kaydırıp Dansederken kollarında Yüreğimi bırakmak vardı avuçlarına Tatlı bir meltem...
‘Fark etmez olsa da, bela gözlerin! ‘ Bakışların vurur, beni ok gibi Bir zehir misali, bela gözlerin! Sanki merhametin, senin...
Geceyi anımsatan gözlerin, Hüzünlü bir aşk şarkısı mırıldanır, Güneşin batışından sonra, Geçmişe dair… Ay ışığı süzülürken, Kurşuni bulutların arkasından, Anıları...
Aklıma gelince uykularım kaçıyor Gitmiyor önümden yeşil gözlerin İz yaptı içime çıkmak bilmiyor Dayanılacak gibi değil yeşil gözlerin Uzanıp yatağa...
Bu nasıl görkem, bu nasıl ihtişam Hakikat yolunda, mahir gözlerin.. Bu nasıl ahkem, bu nasıl intizam Sadakat yolunda, zahir gözlerin…...
Ayrılık tellalı eylül rüzgârı Hicranlardan hicran ela gözlerin Kara saplı hançer mavzer kurşunu Hainlikten hain âlâ gözlerin Kendini kaybetmiş sefiller...
İlk gördüğüm anda zümrüt sanmıştım, Farkında olmadan aşka yanmıştım, Derin bakışlara saf saf kanmıştım, Aklımı başımdan aldi gözlerin. Munzur suyu...
Seni geç çıkarttı karşıma kader Bahtıma kızarım gözlerin için Antalya’dan çıkıp kıbrıs’a kadar Nefessiz yüzerim gözlerin için Sevenin ateşi yanında...
Gönlümü toza bular, bu bir aksi sedadır. Yıkanıp arındığım nehir senin gözlerin. Vuslata bir köprüdür, ayrılığa vedadır, Kalbime yol vermiyor...
öyle yorgunken zaman kayboluyorum gözlerinde bir günaydını ikiye bölüp veriyorum yarısını sana habersiz düşürüyorum adımı aklına gülümsüyorsun kaçak zamanlarda firari...
Senin gözlerin için Ne acılar çekmişim Sen gittin buralardan Ben kendimden geçmişim Yakmışım gemileri Limanlar toz duman Kölesiyim bu kalbin...