yaprak, daldan düşüyordu salına sıkıla güzün hüznüyle yüzünü sarartarak kızartarak ve de yeşilliğinden çok çok utanarak… aşk, gözden düşüyordu yana...
siirler
onlar, barışı seviyor önce ellerinde kırmızı karanfiller nefes nefese barışa koşuyordu… onlar, insanı seviyor şu anda gözlerinde kırmızı karanfiller buluttan...
Yalnızlık aynadan bakıp kendini görememektir. Bil ki bu senin yalnızlığın geçmişindeki keşkelerin bataklığıdır. Bu yüzden hep keşkelerle kalacaksın yalnızlığınla beraber....
gece, kara kara sızardı yüreğimden gözlerime yanımda sen yoksun diye geceyle birlikte ağlardım sabahlar olmasın diye… gece, kara kara damlardı...
günü yoktu saati yoktu seni anmaların ardı-arkası yoku… yaşıyordum ya bu bana candı-canandı… rüzgar vardı yağmur vardı seni bulmaların yeri-zamanı...
neydi bu? yaşamak bu muydu? yukarıdaki bir delikten ne bulursan içine atmak mı? neydi bu? yaşamak bu muydu? aşağıdaki bir...
yüreğimi taşa döktüm taş un ufak oldu… yüzümü toprağa sürdüm toprağım çamur oldu… yarim yarim taş yarim tut başını vur...
Ilıman Rüzgar Vurdu Yüzüme Rüzgarla Beraber Sarı Saçlarından KOpan BUgday teni kokusu Vurmuştu yüzüme Nefesi Deniz Kumsal Kokuyordu Sonra Yeşil...
sırtımdaki yükleri saran bendim ipi ellerimde kuvveti ayaklarımda onlarsa zangır zangır titrese de direnmekteydi bedenim ömrümün son demiyle… gönlümdeki yükleri...
ah sevdiğim ah sen derenin içinde çıplak ayaklarınla mutluluktan taştan taşa sekerken ben bulutların üstünde buluttan buluta uçuyordum hiç birine...
sen çiçeğim ol ben dalın öyle ki ben olmadan sen açma sakın… sen peteğim ol ben balın öyle ki ben...
sence, sevmek neydi? ne olur söyleseydin bir bana ben de öyle varsaydım senin aşk yollarına Allah aşkına… sence, sevişmek neydi?...
Zaman beni yalnızlığa sürüklerken en çok seni aldı benden. Önce bana hayat veren yüreğini sonra engin denizler kadar derin olan...
sendin; bana, gölge veren… beni, ayağına seren… başımda öyle bir ışık idin ki hiç sönmeyen… aşkındı; bana, nefes veren… beni,...
sevgi, kuru dalda saklı bir çiçekti… ne rengi belliydi ne kokusu açmak için mevsimini bekler dururdu… sevgi, gönül bağında açan...
baharlar, yağmur demekti… ilki, aşk adına… sonuncusu, veda adına yağsa da… yağmurlar, hep yaşam demekti… Fikret Turhan-Yalova, 13.09.2015
eskiden, fotoğraflar solar yılları anıları üstlerinde taşırdı. şimdilerde, siyah-beyazlar bile renklenir eskiler de yenilenir oldu… eskiden, elbiseler yama yapılır birkaç...
acılar, gözlerimin içindeydi; baksan mutluluk olup akacak bakmasan dert olup sonsuza kadar kalacak… hasretler, gözlerimin içindeydi; dokunsan uçup kayacak dokunmasan...