Siirler.Biz

abdurr

Gök kubbenin altında Erenlerin tahtında Kara toprak altında Nice aşıklar gördüm Ya Hu deyince diller Zikre başlar bülbüller Çarpar yanık gönüller Zakir aşıklar gördüm Bunlarda olmaz hile Gönülden akar...
Kırılsanda bükülme Sana hayran olayım Yeterki sen üzülme Yanıpta kül olayım Kalpten yar dedim sana Dertlerin gelsin bana Minnet değil bu cana Dermanın ben olayım Her zaman yanımda...
Güzelliği görmek için Ta yürekten bakmak gerek Dilden akan sözler için İyi niyet te’vil gerek Gönül aynasıdır gözler Yürek yansıması izler Aşık olan aşkı özler Bu uğurda...
Berivan   Bu yayla’nın havasında suyunda Ovaları, bayırları, dağında Binbir çeşit çiçeklerin balında Her birinde seni gördüm Berivan   İzin belli her karış toprağında Perde perde güllerin yaprağında O...
    Seni ilk gördüğüm anda Sanki melek’tin karşımda Girip dolaştın kanımda Ah o günler, ah o günler   Seni ilk gördüğüm anda Oturmuştun bir divanda Çıkmıştım kahve falında Ah...
    Ezelden ebede zaman akarken Ne garip olaylar gördüm bu yolda Kayb olmuş aşkını çölde ararken Leyla’dan Mevla’ya döndü bu yolda   Nakkaş tı Şirin’e gözü...
Yüreğe sığmayan muhabbet aşkı Deryaya dönüştü bendini aştı Vüslata hasretti ona ulaştı Gönülden gönüle aktık bu gece   Bitmesin bu gece sabah olmasın Parlayan yıldızlar akıp...
Masmavi gök yüzüne, benzeyen şu gönlümü Bulutunla kapladın, artık görmem önümü Ayaktayken tattırdın, kabristansız ölümü El açtım Yaradana, dilim gelmez lisana Ne dua, ne...
    Hayalin gözümde döndü dolaştı Hasretin gönlümü doldurup taştı Ayrılık çilesi takatı aştı Ne olur geri dön, acımı dindir Derdimin dermanı, bilki sevgindir   Ne gündüz, ne...
Pınara dönüşsün, tatlı dillerin Şarıl şarıl aksın, aşk-ı sellerin Açılsın gönlünde sevgi güllerin Aşığı celbeden, maşuğa yansın Gülüne konmayan bülbül utansın Gönlüne kök salmış Zakkum...
  Gül yüzüne aşık olduğum dilber Hayran olam bana gönlünde yer ver Çok çekmişim gözden yaşım siliver Sensiz hayat tadsız, tuzsuz zindandır Sana vasıl olan...
Ne doğunun batı ile, ne batının doğu ile Hiç bir problemi yoktur, dost ve düşman bunu bile İstanbul ve Diyarbakır, yurdumuzda bir...
Düzen, intizam ile, yaratıldı kainat İnce bir hesap ile, yeşeriyor tabiat Yerde, gökte ne varsa, hep harekat halinde Oku, secdeye kapan, Kur-an’da dır...
    Seven gönül sevdiğini Yarı yolda bırakırmı? Aşka açılan pencere Yar girmeden kapanırmı?   Sevgiyle yoğrulan beden Gönlünde aşkını besler Gönül kuşu mest ediyor Yüreyinden gelen sesler   Gönlü gülüstana benzer Bülbülleri...
    Aşkım dediğin anda Dolaşırdım kanında Bana yeminler ettin Gök kubbenin altında   Toplandı dostlarımız Masada başkanımız İki  şahit yanında Kıyıldı nikahımız   Daha üç ay dolmadan Huzur kaçtı odamdan Döşek  yastık ayrıldı Aşkımıza...
Bir güzele vurulmuşum Aşkıyla Mecnun olmuşum Gözüm görmez başkasını Gönlümde yuva kurmuşum Kömür gibi gözleri var Kardan beyaz dişleri var Gülüşüne hayran oldum Al yanakta gamzesi var Huri...
Çok özledim anam seni Sensin insanın ahseni Bağrım yanık içim dökük Gel yanına götür beni Yok dünyada senin gibi Merhametli söz sahibi Sensiz kalan biçaredir Hayatları...
Tecelli nurlarının, gönülde yansıması İnsanı kamil eder, kazandırır ihlası Öptürür seccadeye, alnını sücudlarda Allah’tan korkan mü-min, giyer haya libası İçimden geldi yazdım, keşke böyle...