"alirizamalkoc" Tarafından Eklenen Konular


Ey oğul ! atandan, al öğütünü Gördüğün dost bilme, dara düşmeden Kimse kara bilmez, ayran –sütünü Sırtım sağlam sanma, zora düşmeden Virüs girmiş, muhabbettin bağına Leke sürmüş, altın neslin çağına Yorgun düştük, gönüller otağına Her kayan yıldıza, fire düşmeden Adamın da posası var hatırla Anlatamam meramımı satırla Variyeti ha kamyonla, ha tırla Temkinli ol, özü  nar’a düşmeden Raf ömrü tükenmiş, kof kafalarla Gübresi çok amma, bakımsız tarla Günahını taşıyamaz katarla Düzeltme hakkı ver, süre düşmeden Masum masum gizli, akıyor seller Yürek yaralıyor, bu necis haller Tefekkürün önündeki engeller; Kalkmalı,...
Pirince yapışmış, beyaz taş gibi Toplumda gizlenen, ne sülükler var! Meyve diye, hasatta yekün tutan Sağlama ayrılmış, ne çürükler var ! Dokununca damarına köpürür Tüm çöpünü, komşusuna süpürür Anlamsız kavgada, mesnetsiz ürür Güneşten beslenen, ne sırıklar var! Derinlik yok, mânâ da yok sesinde Gayreti bilinmez, neyin peşinde? Ölçülebilirlik, tek ensesinde İnsana benzeyen, ne kılıklar var! Sahte bülbüllerden hayırlı karga Yanlış hesaplara çıkamam arka Kırılan cevizler, yaklaştı kırka Kökleri çürümüş, ne doruklar var! Hak-hukuk deyince, vicdanen haset Galoş gerek, dilinde var necaset Tahlile yollansa, hükmen bir ceset Horoza özenen, ne...
Yaşar iken bilmeli, zamanın değerini Herkes kendisi vursun, nefsine eyerini Canlar Canân’ı bulsun, hissettirsin yerini Bakamazsın yüzüne, tabutun aynası yok Ölüm nasihat amma, ölene faydası yok Dostluk gerekli elbet, kara günde zor günde Beklenti içindesin,  düşündün mü dar günde? Boşa geçen geceler, yapayalnız kor günde Bugün geçti ömürden, silindi aynısı yok Ölüm nasihat amma, ölene faydası yok Yontulmamış kütükten, sobalık bile olmaz Pabuç gibi dil ile, muhabbet kabı dolmaz Ömrü uzundur belki, sanma ki kaktüs solmaz Nefsini putlaştıran, insanın gönyesi yok Ölüm nasihat amma,...
-oğula, oğullara, oğulverenlere – Vâsi atanırsa, hür iradene Aklını, fikrini çaldırma oğul Sorumluluğun var, can varedene Vazifen yaşatmak, soldurma oğul Hem dünyalık gözün, hem kalbî gözün Açık olsun, herkes anlasın sözün Dimdik dursun başın, hep gülsün yüzün Su ver fidanlara, öldürme oğul “İnsan insan” diye yola çıkarlar İki laf eylesen, sözü tıkarlar Doğmasa da güneş, eriyor karlar Hukuksuza pabuç deldirme oğul Taş üstüne taş koyanlar, taş atmaz Gönül mimarının, çivisi batmaz Hakk’ı bilen, halka rağmen dayatmaz Görgüsüze set ol, güldürme oğul Acı acı, büyüttük bu ağacı Meyve değil,...
Söylenen bunca söz kalmış öğütte vefa; semtin adı "bile" değilmiş... Balık çıkmış, güneşlenir söğütte İnen yağmur küle,  "göle" değilmiş... Hani insan donup kalır ya bazen Dört mevsim gözünde tüllenir hazan Ne dinleyen anlar, ne mutlu yazan Yolculuk gönülden "dile" değilmiş... Öğütür zamanı, akrep-yelkovan Bize mekân dünya, arıya kovan Temelsiz bir ömür, besbelli yavan Kâinat bir gurbet, "sıla" değilmiş... Yanılt beni, zannımdan geri çevir İşte bu beklenen, yakışan tavır: Fikrine yapışan putları devir Her ter ve gözyaşı, "çile" değilmiş... Kimi din satıyor, tezgâhında din! Kin doldurur kimi, heybesine...
Isırıp ısırıp kanatmak niye? İnsanoğlu başka birşey olmalı İki eli, iki ayak yetersiz İnsanoğlu başka birşey olmalı Hırsı vardır, duyguların önünde Yelkenlisi, rüzgârın ters yönünde Sürdüğü toprağa düşer sonunda İnsanoğlu başka birşey olmalı Kimi kapı çalar, kimi kapıyı Sevgi harcı ile, kurmaz yapıyı Bölüşülür dünya, kaç hisse payı? İnsanoğlu başka birşey olmalı Yarışır yarışır toza karışır Havadan kazanıp, suda kırışır Dostunu küstürüp, elle barışır İnsanoğlu başka birşey olmalı Yenilgisi, yenilgisine değer Zafermiş bu yolda, hezimet meğer (!) Örneğiniz bana, bu ise eğer İnsanoğlu başka birşey olmalı Dağlar sesi duyar, geri...
“Var!” denildi, ayak sürdük toprağa Hakk’ın divanına durmaya geldim Muhabbeti, su yürütür yaprağa O Kutlu Nebi’ye ermeye geldim Tebessümler sahte, bakış riyakâr Kimine zayiat, kimisine kâr Gün gelir her varlık sonsuza akar Yunus’un yoluna girmeye geldim Derindedir madenleri derinde Pişer mi hiç ham gönüller serinde? Gündüz Güneş, gece Ay’ın yerinde Mevlana izini sürmeye geldim Daveti var, insanlığın özüne Sen kalbini yokla, ulaş gözüne “İncinsen de, inciltme” hak sözüne Hacı Bektaş Veli görmeye geldim Sorular; göbekten bağlı maddeye Sabrımız dönüştü, sanki haddeye Tahribata, tamir için hediye Asrın fanisini Sormaya geldim Toprağın...
Kelimeler topladım ben yıllarca Mânâ yükledim de, şiire döndü Talihsiz bahtıma, kafiye koydum Nice çözülmezler, uğura döndü Söz harmanı, hazır ise hasada Bütün yollar, kapalıdır fesada Ufuklarda yükseliyor gür seda İnleyen nağmeler, çığıra döndü Seher vakti, aydınlığa işaret Yar sineni, bak ordadır beşaret Haksız-acımasız yoruma ar et Hakir gördüklerin, değere döndü Geçitsiz yollarda, bekleme geç git Bu muydu ezelden verdiğin ahit? Açık kapıların bekçisi şahit Ip ıssız mekanlar, şehire döndü Dua dua yükselince nefesler Coşkuyla buluştu, aheste sesler İnsan, insanlığa muhabbet besler Fiziksel boyutta, zahire döndü Asıl olan sözdür, bir...
Tanıyasın Yaradan’ı her daim Üzerine farzdır, “boşlama” oğul! Halk içinde hizmetkâr ol canlara Tek kişilik hayat “düşleme” oğul! Kanmayasın, şu dünyanın süsüne Cazip görüntüsü, gümbürtüsüne Mevlâm güç versin de haktan sesine Dik duruşu asla “esleme” oğul ! Dilin sivri olsa, sakın batmasın Gönlün hüzün dolsa, sakın yatmasın Haramı helale asla katmasın Vücutta habis ur “besleme” oğul! Arı oğul verir, kendi cinsinden İnsan tüter, haberi yok isinden Sen örnek ol, iz sürülsün peşinden Sağlam dala  koruk “aşlama” oğul! Kimi pulda yüzer, kimisi çulsuz Azgın yoldan çıkmış, garibim yolsuz Erenler...
Seyreyler kâinatı İnsan var, insancık var Bakışında sanatı İnsan var, insancık var Zerreden yaratılmış Enaniyet katılmış Ünvanla parlatılmış İnsan var, insancık var Yutar her daim gâmı Cennettedir makamı Ders eylemiş ahkâmı İnsan var, insancık var Kimisi sever sisi Kim hürmet dilencisi Gönüllerin incisi İnsan var, insancık var Esintisi öteden Çağrısı kaç kıtadan İlham almış atadan İnsan var, insancık var Veren el iz bırakır Altına döner bakır Sermayesi tam takır İnsan var, insancık var Her ân ikram-ı Hüda Ömür geçer beyhude Hak kapısında geda İnsan var, insancık var Sözü hassas terazi Toprak tohumdan razı Esir almış marazı İnsan var, insancık var Ali Rıza...
Sayfa başına git