Fikret Turhan

ölmek isterdim senin kollarında yar senin gözlerinde yar… kalmak isterdim başımla omuzunda yar canımla bakışında yar… ölsem de gam yemem...
bu ağustos sabahında güneşi bekledim boşu boşuna gün griydi bulutlar griydi yağmur, buğulu buğulu serin toprakları öpmekteydi… bu ağustos sabahında...
çöllerde gibiydim hasretinden ”soğuk” bir bardak su gibi gelirdin sen gözlerime girsen… cehennemde gibiydim ateşinden ”buğulu” bir cam gibi bakardın...
ALLAH’IMA EĞİLİRİM… SULTANLARA DEĞİL… ŞEHİTLERİ SELAMLARIM… HAİNLERİ DEĞİL… VATANIMI SEVERİM… SATANLARI DEĞİL… EMEĞE SAYGI DUYARIM… HIRSIZLARA DEĞİL… SEVGİYE İNANIRIM… YALANCILARA...
SES, ALLAH’IN SESİ DUYURAN ALLAH… NEFES, ALLAH’IN NEFESİ BUYURAN ALLAH… ŞEHİT, BİR ANANIN KUZUSU BİR BABANIN YAVRUSU BİR KADININ YAVUZU...
şimdi, gün karanlığa karanlık evlerin üstüne yıkıldı bir daha güneşler hiç doğmayacak edasıyla… şimdi, akşam ezanı servileri serviler mezarların üzerini...
rüzgarda kokun vardı tüm iklimler tüm çiçekler içinde nefes nefese tüm anılar tüm acılar beni usuldan usula eritmekte… yağmurda hasretin...
bir fırtına çıkardı yönü yok kuvveti çok lakin bir yaprak bile kımıldamazdı gönlümde olunca senden bana..! bir fırtına çıkardı adı...
yolunda; taş mı? olsam… arnavut kaldırımlarında arnavut inadında yoksa ayakkabı bağın olup bileklerini mi? sarsam, topuğuna kadar Akhilles gibi bir...
ben, anlamları kelimelerime… sense, gözlerine yüklemiştin…! ben, söyledikçe… sense, gülümsedikçe el le aşkı BETİMLEMİŞTİK…! Fikret Turhan-Yalova, 13.08.2015
seni, ne zaman görmek istesem gözlerimi kaparım gönlüm görür seni ben sana doyarım… seni, ne zaman öpmek istesem dudaklarımı kaparım...
dün akşam; renkler, anlamını yitirmeden her şey karanlığa gizlenmeden yine beyazlara bürünmüş en güzel kokularını sürünmüş yanıma doğru esip gelmiştin…...
saçın yüzünde lüle lüle tenin benzerdi beyaz bir güle sevdan gözünde hare hare nefesin benzerdi kor ateşlere… saçın yüzüne eller...
yüreğimde, dolu dolu gözlerin; kırpsan titrerim… kapatsan üşürüm… dünüm sen bugünüm sen yarınım ALLAH KERİM bir bilebilsen yalnız senle gülerim...
Sen, Denizlerde Rüzgarlar eşiliğinde Köpük köpük koylarımdasın… gel yarim gel gel saklan bana gel yarim gel gel sen kal koylarımda...
gözleri göl mavisi bir yörük güzeliydi İznik caddelerinde traktör üzerinde… bir eli direksiyonda idi bir eliyle de sarmıştı kaput üzerindeki...
güneş esmiş, renklerini sermişti yerden göğe biteviye… rüzgar esmiş, bulutları sermişti gökten yere biteviye… sevdan esmiş, seni bana sermişti gözlerimden...
SES, DOĞANIN KENDİSİYDİ… SES VE DOĞA EYLEMLERİNİN BİRLİĞİ, DOĞANIN DANS FİGÜRLERİYDİ… SES, ŞARKILARIN KENDİSİYDİ… SES VE AŞKIN EYLEMİN BİRLİĞİ, ŞARKILARIN...