Fikret Turhan

aşkın, kalem oldu gönlüm defterin yaz yazabildiğince ebediyen bendim çekenin.. aşkın, ateş oldu gönlüm ocağın yak yakabildiğince ebediyen bendim pişenin…...
gölgem, beni tanırdı… ben onu tanıyamasam da… o hep yanımdaydı… beni, ayak seslerimden bilir… bensiz hiç bir yere gitmezdi… gölgeme,...
bir çekirdek, toprağa ekilirdi… yeniden çatlasın güneşe varsın diye… bir aşk, gönle ekilirdi… gözlerden süzülsün dillerden dökülsün diye… insan; hem...
dilim, isyanımdı.. adınsa feryadım… her nefesimde vardın, sen ömrümdeki en tatlı belamdın… adın, dualarımdı.. aşkınsa günahlarım… her deyişimde vardın, sen...
ben, bir çiçekçiydim… en güzel çiçeğimi de yüreğime ekmiştim… adı AŞK‘TI… senin gözlerin onun güneşi.. sözlerin de renkleriydi… sen bakınca...
bazen… sensizdi kelimeler, o zaman susardı diller… bazen… sensizdi öyküler, o zaman susardı kelimeler… bazen… sensizdi nefesler, o zaman susardı...
gök, mayıs ayını gözyaşlarıyla uğurlamak istedi galiba… yağmur, göğün armağanıydı da bu armağanı karşılayacak toprak kalmamıştı… şehirler, beton-asfalt karışımıydı… yine...
gök, yeri sararken.. yer, gökle sarılırken MUTLUYDU… arada bir biz yaramazlık yapsak da… ben, yâri sararken… yar, benle sarılırken MUTLUYDUK…...
”günaydın…..” kelebek, ömrün kısa da olsa… renklerin yediden fazla… kanatların o kadar nazik olsa da… ateşlerin güneşlerden de fazla….. ”günaydın…”...
bir yola girmektense bir yol açmayı dene… o yolda senden başka giden olmasa bile… bir yoldan dönmektense o yolda yürümeyi...
bir elim vardı, bir de yüreğim… sana uzattığımda avucum sıkıca kapalıydı… ve şıpır şıpır kan damlıyordu… Fikret Turhan-Yalova, 23.05.2014
gözlerin ceylandı, kaşların orman…. nefesim yetmezdi, koşsam ardından… oysa… yeterdi bana bir bakışına tutunsam…! dişlerin inciydi, dudakların kapan… aklım yetmezdi,...
yüreğim yaralıydı… içim için için kanıyordu… sevdadan… gözlerim yaralıydı… yaşlarım acı acı damlıyordu… cefadan… sözlerim yaralıydı.. dilim kan ağlıyordu… yokluğundan…...
ben ona gözlerimle giderdim, o bana dalgalarıyla gelirdi… ben ona umudumu sererdim, o bunu köpükleriyle örterdi… ben ona küreklerimle giderdim,...
O, Bir evlattı… O, Bir babaydı… O, Bir insandı… O, Bir dilim ekmekti… O, Bir yudum suydu… O, Bir kara...
Sen, Yaprakta Bir damlaydın Patladığında, Tüm nefeslere gebe… Sen, Yürekte Bir nefestin Dağıldığında, Tüm sevgilere gebe… Sen, Çiçekte Bir üzmeydin...
ömür bir nefesti derler… o nefeste oksijen varsa eğer… ölüm bir nefesti derler… o nefeste karbon monoksit varsa eğer… oksijeni...
baba… sedyede… üzerinde battaniye… sedye, bir evlat çığlığında hızla gitmekte… baba…babaa….babaaa…. bir ay sonra, babalar günü olsa da. o evlat...