eşim, eşsizdi… onu anlatmaya sözler yetmezdi… eşim, eşsizdi… onu anlamaya gözler yetmezdi.. eşim, eşsizdi… onu yaşamaya ömürler yetmezdi… eşim, eşsizdi…...
Fikret Turhan
gül, yaprağıyla…. yaprağı, yeşiliyle güzeldi… yârimse gözleriyle… gül, rengiyle… rengi, biçimiyle güzeldi.. yârimse öpüşleriyle… gül, kokusuyla…. kokusu, gelişiyle güzeldi… yârimse...
bahar; yeşil miydi? … tüm çimenler ellerimdeydi…. okşamak serbestti… bahar; beyaz mıydı? … tüm papatyalar fallarımdaydı… bakmak serbestti… bahar; sarı...
acılarımı; seyredeyim dedim… aynama baktım… yüzümdekiler, içimdekilerin yüzde biriydi… ağlayamadım..! sevdalarımı; resmedeyim dedim… kameraya baktım… yüzümdekiler, yüreğimdekilerin binde biriydi… anlayamadım…!...
biz, baharın içindeysek çiçekler, bizim dışımızda açar… bahar, bizim içimizdeyse çiçekler, her mevsim açar… Fikret Turhan-Yalova, 01.04.2014
ne serin…. ne de ılıktı… bu bahar akşamları içinde sen olmayınca… bir leylak… bir de sen kokardı bu bahar rüzgarları...
evim vardı… tüm evsizler aklımdaydı…. arabam vardı… tüm arabasızlar sırtımdaydı… sağlığım vardı… tüm hastalar dualarımdaydı… gözlerim vardı… tüm görmezler kolumdaydı…...
aşk… bazen saklanır; ya.. bir kara bulutun arkasına… ya da.. bir yağmur damlasına… aşk… bazen bekler; ya.. bir karanlığın ardında…...
dil, dilden şad olursa gül dikene takılır… dil, gözden şad olursa diken göze takılır… dil, fikirden şad olursa gül beyne...
gözlerim, ”şöyle…” der gibiydi… sözlerim, ”böyle…” bir de gönlüme sorayım dedim… o da dedi ki; ”şöyle-böyle…”…! Fikret Turhan-Yalova, 30.03.2014
bir kapım olsun… ki o.. hep, yemyeşil kırlara açılsın… içinde; sarı beyaz papatyalar… kırmızı gelincikler… pembe ebegümeçleri olsun…. bir kapım...
sevgiye; renk veren.. içine koku süren.. dikeni de dalına diken… adına ” gül ” diyen, RABBİMSE… ben ”gülmeye ” razıyım…...
rüzgarının önündeydim… yönün yönümdü, akıp gidendim… bulutunun içindeydim…. damlaların özümdü, düşüp gidendim…! gözlerinin önündeydim…. ferlerin ferimdi, yanıp sönendim… sözlerinin içindeydim…....
bir çiçek var… açmak için; toprak ister… su ister… güneş ister… yeri bahçedir..! bir çiçek var… açmak için; göz ister…...
ses verdim rüzgara… ersin diye sana… ses verdim sesine, dönsün diye bana…. ses verdim yağmura… düşsün diye sana… ses verdim...
gözünde, bir katre yaşın beni dağlardı… sen ağladıkça, yüreğimde yağmurlar yağardı… yüzünde, bir küçük gülüşün beni sarardı… sen bana baktıkça...
aşkın, bir damlası bana yeterdi… yeter ki.. o damla, düşeceği yeri bilseydi…! Fikret Turhan-Yalova, 25.03.2014
yürüyüşü sessizdi… adımları sessiz ve titrek..! konuşması sessizdi… kelimeleri sessiz ve titrek..! bakışları sessizdi.. gözleri sessiz ve titrek..! elleri sessizdi…...