bir sesti, rüzgarları bize ulaştıran… bir sesti, bulutları bizim için karıştıran… bir sesti, yağmurları bizimle buluşturan… bir sesti, verdiği canı...
Fikret Turhan
bir derdim var BİN yangınım yeter ki yar istesin ben, hepsinde yanarım… yana yana kül olurum yar dilinde söz olurum...
gönül, sevdaya dalınca aklı havada bırakırdı oysa aklın yolu birdi bunu da ancak canı yanan bilirdi… akıl, sevdaya dalınca gönlü...
cennet, çiçeklerin ve kokuların imparatorluğuydu… bahçem, mor salkımların ve çiçeklerinin cennet versiyonu… cennet, yeşillerin ve yemişlerin imparatorluğuydu… bahçem, ahududuların ve...
eller var, bir el buluncaya kadar uzanır dururlar dostluğa.. sözler var, bir ses duyuncaya kadar yayılır dururlar sonsuzluğa… gözler var,...
sabahı, güneşten… güneşi, dağdan,denizden,ovadan önce karşılamak… dostu, sevgiden… sevgiyi, kuştan,böcekten,çiçekten önce kucaklamak… işte işimiz bu olmalı ki güzel olsun yaşamak.....
elin hükmü geçer tele tel hükmünü verir sese o ses ki girer gönle gönül titrer ALLAH diye… telin hükmü geçer...
sev, bir kuşu avucunda tutar gibi… sev, bir gülü dalında koklar gibi… sev, bir damlayı dudağında tadar gibi… sev, bir...
özleminle seni beklerdim sonra bir türlü dayanamaz mevsimsiz açardım sonra da kırağılar beni yakmadan gelmen için dualar ederdim korka korka...
içimden; nice duygular çağlıyordu beni anlatan sadece gözlerimden düşenlerdi… içimden; nice sözcükler fışkırıyordu beni anlatan sadece dilimden yükselenlerdi… içimden; nice...
biz ne bayramlar yaşadık eskilerde… kimine, şeker-kolonya… kimine, filtreli sigara çikolata… kimine de ekstradan bir bardak su ile köpüklü kahve…...
elma tadında gül dalında güzel derlerdi… elmayı soydum ellerimle dilim dilim koydum yarin dillerine erdim hazların en yücesine… elma elimde...
gönlüm, senden ötürü sola döndürürdü beni yastık ısınır yüreğim sıkışır uyuyamazdım ben… aklım, bismillah der sağa döndürürdü beni yastık yine...
bahar doğada; yağmurların ve saçılan kokuların… gönülde; sevgilerin ve çırpınan nefeslerin muştusu olsun ki doğa ve insan el-ele hep mutluluğa...
bu nasıl bir şehirdi? ki… akşam karanlığında; yağmur koşuyor, ışıklar koşuyor, insanlar koşuyordu… bu nasıl bir şehirdi? ki… akşam karanlığında;...
sözlerim, hep sımsıcaktı yüreğimde kurgulanıp dilimde buğulanıyor kulaklara ılık ılık akıyordu… gözlerim, hep ıpıslaktı yüreğimden taşıp pınarlardan taşan yaşlar yanaklara...
ikimiz gönüllerimizde ayn yoğunluğu yaşıyordu inan ki gözlerimiz birbirine değince bir nehir akıyordu içlerinden senle benle dolu denize doğru… Fikret...
çiçekler, aşkı anlatıyordu… oysa; ne bahçesine ne balkonuna bir eken bulunmuyordu… ağaçlar, geleceğimizi koruyordu… oysa; ne bağlara ne dağlara bir...