derin sular, hep sessiz akar debisini yüksek tutar içindekileri de hep dibinde saklar…. sığ sular, gürültülü akar debisini düşük tutar...
Fikret Turhan
ey aşkım, nisan yağmuru gibiydin yorgun yüreğime ılık ılık serpildiğinde bekledim senin toplanmanı yüreğimin en derin yerine bir de eğilip...
günler, doğmasa bile öyle bir aşk vardı ki içimizde sığmazdı ne aya ne geceye senle ben, verince el ele güneş...
yüreğimi yakan gözlerinin güzelliğiydi kah… bal gibi yapışkan kah… yeşil yeşil bakan dizlerinde bana cennetleri yaşatan… yüreğimi yakan soluğunun sıcaklığıydı...
sen, ebediyen güneşim olacaksın… sabahın seherinden gün batımı kızıllığına kadar benim için parlayacak söylediğim her şarkıda sen olacaksın… sen, ebediyen...
Ey sevgili, Ellerinle öldürdün Ellerimizde doğan aşkı Bu sayede biz bilemedik Ne baharı ne de yazı… Ey sevgili, Gözlerinle öldürdün...
sen, maviler dolusu denizler dolusu bir umuttun yüreğimde martılar, dalgalar ve köpükler eşliğinde… sen, yıldızlar dolusu yakamozlar dolusu bir hayaldin...
ne zor şeydi seni bağımda görmek bülbüller kıskansa bile seni güllerden önce dermek… ne zor şeydi seni yanımda görmek ozanlar...
senden kaçıyordum yağmurdan kaçar gibi koşarcasına, bir damlayla vurdun beni alnımın ortasından düşürdün ayağına paspascasına! senden kaçıyordum güneşten kaçar gibi...
bir dünyaydım ben bir gülüşünle değiştirdin beni sen… gülüşün gözünden miydi? yoksa! gönlünün içinden mi? belli değildi… kök saldım söğüt...
aşkım, seni arıyordum çayırlarda kırlarda sanki kelebekler gibi uçarcasına otlar ayaklarımda rüzgar saçlarımda kuşlar parmak uçlarımda amma velakin aklım başımdan...
yağmurum, artık sen bile haberli geliyorsun bazen günlerce önce bir haber bülteninde spikerin diliyle bile… oysa, ben, hep habersiz gelmeni...
ben hep seni beklerdim gel ruhuma gir diye ben hep senden isterdim içimde delice esmeni fırtınalar koparıp beni dümensiz sürüklemeni…...
ADEM, Biraz eski de olsa.. HAVVA, O’nun kaburgasından da olsa… İkisi de Çok ürkek ve çekingendi…. Üstelik de çıplaktı.. Onların...
EY benim aşkım Öyle bir sandaldın ki sen; Küreksiz, yelkensiz Limansız… Üstelik, Yönsüz ve de dümensiz…. EY benim aşkım Öyle...
aşkım, ciğerimin içinde nefeslerimde saklı alsam sen…versem sen… iç çekmelerimde bin ah etsem kar etmez yine aşkım, dudağımın ucunda öpüşlerinde...
kollarımı açarak seni bekledim ki sen, süzüldün kollarımdan koynumdan önce direkt ruhuma girdin… gözlerimi kapattım seni düşledim ki sen, süzüldün...
Sen, Ağzımda Sütlü-kahveli Bonbon gibisin…. Dilim sana Sen dilime dolanıyor Tadın damağıma karışıyor Usul usul eriyor Kanıma… Sonra da kalbime…...