Fikret Turhan

ne kadar zordu SENSİZLİK.. senli zamanlarda saklanmak isterdim. yokluğunda da için için erir damla damla düşerdim zamansızlığa… ne kadar zordu...
rüzgarlar, yerin çerçöpünü önlerine katıp hızla bulutların içine sokuyor… AŞILANAN BULUTLAR içlerinde oluşan tüm damlacıkları aynı hızla yere doğru gönderiyordu…...
elinin yetmediği yere SESİNİ… sesinin yetmediği yere ISLIĞINI… ıslığının yetmediği yere YÜREĞİNİ gönder… ve bekle, mutlaka ulaşacaktır hiç üzülme… Fikret...
rüzgarın içinde sonsuz notalar saklıydı… ormanda, her yaprak bir tel her ot bir yay gibiydi… rüzgar, onları okşadıkça eşsiz bir...
sen… bana… ”-git…” dediğinde… boynumu bükmem… sana yetmez miydi? sevgilim… sen… bana… ”-git…” dediğinde.. yutkunup… elveda bile diyememem… sana yetmez...
Yalnız adam, Bir loşluğun içinde, Efkarlı şarkılar Ve ona eşlik eden Masadaki şarap şişesiyle Değerini yitiren yaşamına Ne katabilirdi Düşündü...
Dün, Dündü Gün döndü Gece döndü Bir yaprak gibi dürüldü… Bugün, Başı geçti Ortası geldi Gece yarısına erdi Bir çırpıda...
elimde, bir çiçek olaydı; rengi benden kokusu senden olsun isterdim BEN…. elimde, bir güç olaydı; renklerini güneşe kokunu rüzgarlara. yüklerdim...
El bastım… Yalanlara Ellerim yandı…! El tuttum… Saflarda Yüreğim yandı…! El çektim… Yarelerden Doktorlar yandı…! El sürdüm… Duvarlara Günahım yandı…!...
çiçeğim olsaydın rengin solar diye korkardım ben korktukça başıma gelir bilirdim sen solunca bil ki ben ağlardım güzelim… yüreğim olsaydın...
yolar gelirdi hep yarimden yana bir ben vardı içi özlem dolu sevdadan yana… rüzgarlar eserdi hep denizden yana bir ben...
bembeyaz bir yol düşlerdim şafaktan ufka doğru üzeri karla örtülü iki kenarı ağaçlı ağaçların dalları da karlarla yüklü… bembeyaz bir...
eskilerde; eller yıkansın diye yemeklerden sonra ibrikle su arkasından da peşkir tutulurdu… eskilerde; kahve ve su birlikte tutulur dudak payına...
bir şarkıydı bulutlar dağların doruğunda hep rüzgarlarla çalınan… bir masaldı sevdalar ruhların kuytusunda hep gözlerde çağlayan… bir şarkıydı yağmurlar camların...
öyle bir çiçek ol ki; sadece gönlümde aç eller görmesin seni gözyaşlarım sulasın nefesim açtırsın kanım boyasın seni öyle bir...
saçların, hep bahar kokardı gözlerinse yağmur… saçlarını her okşadığımda güller açardı ruhumda gözlerimdeyse yağmurlar yağardı… nefeslerin, hep ateşler saçardı bakışlarınsa...
sana gözüm diyemem, sen gözümün bebeğisin… gözlerim daldığında, beklediğim tek sensin… sana hüznüm diyemem, sen gönlümün gülüsün… hasretim yandığında, eridiğim...
gece, ay vardı ve ay beyaz gece maviliydi… gece, yıldızlar vardı ve yıldızlar beyaz gece çok ebruliydi.. gece, bulutlar vardı...