bekledim seni… bir sigara içimi geleceğim demiştin.. beklerken seni… paketimi bitirdim öksürükler bana kaldı sen gelmedin yar… gözlerim duman duman...
Fikret Turhan
aşkındı… yüreğimi ocağa, bacaklarımı sacayağına döndüren… aşkındı… yüreğimi korlara, kollarımı maşalara çeviren… aşkındı… yüreğimi külleriyle, bakışlarımı rüzgarlarıyla bezdiren… aşkındı… yüreğimi...
neydi o? hiç durmayan saatine yüklediğinde adı zaman olan… neydi o? sen dursan da durmayan yüreğine yüklediğinde adı aşk olan…....
sahiller; sabah başkaydı güneşi karşılarken, akşam başkaydı yıldızları doğarken… sahiller; senle başkaydı güne güneşe aldırmadan, sensiz başkaydı ayı yıldızı ayırmadan…...
sen, yeter ki iste.. ellerin dağları deler, gönlünse bir çırpıda aşar gider… sen, yeter ki iste… aklın ellerinle birleşir dağlar...
gönül, öyle bir bahçe ki… rüzgarını estiren sen yağmurunu yağdıran sen… savrulanı sen ıslananı sen… gönül, öyle bir bahçe ki…...
ben, bir ağaçsam neremde olmak istersin? köklerimde allak bullak gövdemde dal budak dallarımda yeşil yaprak çiçeğimde koku bucak yemişimde bal...
ağaçlar, toprağa bağlıydı karanlıkta sarmaş-dolaş kökleriyle… toprak, çok mutluydu onların bu içten sarılışlarıyla… ağaçlar, göğe bağlıydılar havada sarmaş-dolaş dallarıyla… gök,...
ben bir şair olsam sen de kelimeleri yazar dizerdim gönlümce tüm yüreğimdekileri ”-seni seviyorum…’ der gibi…! ‘ ben bir ressam...
bir nefes alayım dedim içinde sevdan olsun… ağır geldi soluyamadım zehir mi ettin? anlayamadım… bir damla su içeyim dedim içinde...
bir sevdaydı benimki ne ellere ne tellere sığardı yârim… bir sevdaydı benimki eller sıkar teller uzardı yârim… yârim yârim gel...
aşk; izsizdi… lakin, çizdiği yolların izinden asla ayrı gidilmezdi… aşk; görünmezdi… lakin, görmeyen gözler bile hep onu izlerdi…. aşk; şekilsizdi…...
bugün… yine evindeydim annem, oturdum, oturduğun her yere… uzandım, yattığın her yere… gözyaşlarım, çığlık oldu annem sildim sildim mendillerim doldu...
bu dünyada birçok insan vardı Adem’den bu yana erkeği-kadını… ve çoğu da toprağa karışanı… bu dünyada bir çok yüz vardı...
ağaçların yaprakları düştüğünde güz kışa döndüğünde baktım ki hüznüm ortada kalacak karlar düşsün istedim göklerden hüznüm daha çok üşümeden… Fikret...
selam… selam olsun aydınlanan güne… ışığa sırtını dönen geceye… selam… selam olsun açan çiçeğe konan böceğe… solan çiçeğe yanan böceğe…...
güneş, ışıtırken de ısıtırken de ayırımdan uzaktı… lakin… kim çok isterse o yanmaya yakındı… yer, taşırken de taşıtırken de ayırımdan...
hava, kurşun gibi ağırdı… vakitse, kurşun gibi hızlı… iki kurşun karışınca ortam vasati olurdu gayri ihtiyari… elimde, kurşun kalem… gönlümdeyse,...