kendimi bir nokta gibi hissediyordum… bir çok noktanın bulunduğu dünya denen gezegende o gezegen ki sonsuzluğun kucağında kendisi bile değildi...
Fikret Turhan
ellerim, yumuk yumuk sıkılıydı soğu karşı… ne kadar sıksam da içim titriyordu rüzgarında… gözlerim, yumuk yumuk sıkılıydı rüzgara karşı… ne...
senin için; çiçekler açsın isterdim güneşlerden önce yüreğimin en koyu yerinde koparılmayan dallarda solmayan yapraklarda adına ” aşk ” denen...
güneş, DOĞAR dağlara vurur… dağlar yanar, ATEŞİ olmazmış… sevda, DOĞAR başlara vurur…. bağır yanar, KÜLÜ olmazmış…. güneş, DOĞAR sulara vurur.....
kelimeler; sestir… nefestir… harftir… hecedir… gönülde doğar, akılda süzülür, dilden dökülürler…. kelimeler; hecedir… dizedir… şiirdir… melodidir… gönülde notaya akılda icraya...
ben, öyle bir sestim ki sahibimden gelen ünüyle dokunsam tellere uzansam ellere tadına varamazdım varmasaydım o dinleyen gönüllere… ben, öyle...
yapraklar, önce şekillenir sonra da renklenir ya… bir bakar söylersin bu elma ağacı bu incir ağacı bu ceviz ağacı dersin…...
bulutlar, denize el sarkıtır dalgalar, bulutlara el uzatır bu eller, bir birleşirse ufuklar gözümüze yaklaşır… Fikret Turhan-Yalova, 18.11.2014
evine geldim annem… zilini çaldım, kapını açtım annem… selamımı verdim sen yoktun alan olmadı annem.. mutfağına baktım ocak sönüktü annem…...
sonunda; düşeceksin bir yaprak gibi… mevsimli mevsimsiz yeşilli sarılı kahveli sununda; çürüyeceksin bir kuru yaprak gibi topraklı topraksız kumlu humuslu...
sen, cennetten bir sestin güzelim… şakıyanı sendin duyanın ben…! sen, cennetten bir çiçektin güzelim… açanı sendin bulanın ben…! sen, cennetten...
güneş doğsun beklerdim çiçekler boyanınca güller yansın isterdim rüzgarların esince yörüngene girerdim… yüreğimde tütecek gözlerimde gülecek bir sevda dilerdim senden...
güz gelmişti… gelmişti de daha renkleri netleşmemişti denize yakın ormanlarda… havalar böyle giderse yeşiller koruyacaktı kendilerini sarılara, kahvelere, kırmızılara inat...
bir fincan kahve miydi? aramızdaki dostluğa bahane…. oysa… dost, dostluğunu göstermeliydi içmese de bir fincan kahve… bir yudum telve miydi?...
güneş, dağların ardına saklandı dağları mora boyadı…. güneş, denizin üzerinden battı ufkuma bir kızıl yol yaptı… güneş, mordan kızıldan sonra...
aşk, doğanın içinde öyle bir uyum ki kimi, kuru dalda bir çiçek.. kimi.. yaprağın üstünde bir kelebek… aşk, gönlün içinde...
annem… güzelliğin, gülen gözlerinin tam içindeydi… annem… güzelliğin, cömertliğin zirvesindeydi… annem… güzelliğin, gönlünün her köşesinde sözlerinin kefiliydi…. annem… güzelliğin, rüyalarımın...
annem, bugün başucundaydım yorganın yağmur kokuyordu… dualarımı yolladım inşallah sana geliyordu… gözyaşı oldum üzerine damladım yemenin hala seni anlatıyordu… sürdüm...