Fikret Turhan

yapraklar, ağacın duasıydı dallarında yeşilin tonlarınca… uzanırlardı, güneşin ışıklarına hiç düşmeyecekmiş sanısıyla… yapraklar, hüznün duasıydı sonbaharda sarının tonlarınca… sallanırlardı, toprağın...
aşkını, gönlüme serdim köşeden köşeye… seni, baş köşeye koydum her şeyime hükmet diye… aşkını, nefesime serdim alıp-vermeye… seni, baş köşeye...
yüzüm düşerdi… eğilip alamazdım o yerde durdukça herkes basardı… ağlayamazdım…! Fikret Turhan-Yalova, 18.11.2013
sana, söyleyemediğim sözlerim vardı… yutkunurdum… nefesim kururdu… gözlerim yere bakardı… sana, bakamadığım gözlerim vardı… saçlarımla oynardım.. ayaklarıma bakardım… sözlerim dilimde...
hava soğuktu… ama güneş vardı oysa, bulutlar beyazdı… sahil yolunda kimseler yoktu… çınar yaprakları vardı ve de ben yürüdükçe yalnızlığıma...
bulutlar yorulur, eteklerine serilirdi dağların… dağlar yorulur, kollarına asılırdı bulutların…. gönlüm yorulur, kapısına serilirdi bağların… bağlar yorulur, yapraklarına asılırdı gül...
sesler, her şeydi… gözler, onlara destekti… gönüller, duyduğu… ve gördüğü ile eylemdeydi.. o zaman, üçüyle de güzele yönelmek eylemlerin erdemiydi.....
kalem, elimdeydi… elimdeydi de… elim, benim değildi… adını, çizgilerde… yüzünü, şekillerde arayan kalemimdi… o kalem ki elimde.. hükmüyse, senin elindeydi…...
gündüzleri, düşlerdim seni… gecelerim, düşlerinle süslensin diye… kapardım gözlerimi, güneşin içimde erisin diye…! gündüzleri, uykuda gibiydim… geceleri, seni düşledim diye…...
yolu açan bensem sana doğru… yolumu süsleyen sen ol hep bana doğru… yollara düşen bensem sana doğru… yolumu gözleyen sen...
Sırtüstü… Uzanmışım toprağa… O altımda masum… Ben üstünde günahkar… Bakıyorum… Bulutlara kuşlara… Rüzgarlara yağmurlara… Kimi kimin altında… Kimi kimin üstünde…...
güz, son güzelliklerindeydi sardunyaların ve güllerin çiçeklerinde karlar düşmeden önce… güz, son renklerindeydi yaprakların sarısında kahvesinde karlar örtmeden önce… güz,...
gökyüzü, sislere bulanmış gelmiş denizleri sarmış… denizler, gökyüzünü üstüne almış yeryüzüne doğru yollanmış… yeryüzü, mavilerin griliğinden bıkmış gökyüzünden ve denizlerden...
bir yanım boydan boya kır çiçekleri; pembe…beyaz…sarı… uzanıp gitmekte sanki bir halı… sonrası, öyle bir bayır ki sanki, gelincik tarlası…...
gök yokken… yer yokken… buyuran, bir SES vardı… dün yokken… yarın yokken… anlatan, bir SES vardı… yer-gök birleşince… dün-yarın eskiyince...
Mustafa Kemal ATATÜRK… o önce, sadece Mustafa’ydı… bahçelerden kargaları kovalardı… emeğin kutsallığını çocukluğunda anlamıştı… sonra, matematik öğretmeni zekasını görünce ona...
el ermezdi… göz görmezdi… yar uzaktaydı, yol kar etmezdi… ses vermezdi… el etmezdi… yar yakındı, kapı el vermezdi… göz süzmezdi…...
kanat çırpar gibiydi yüreğim… içinde SEN vardın… üstünde BEN… süzülür gibiydik güneşlerden… Fikret Turhan-Yalova, 09.11.2013