Fikret Turhan

şiir, duygu işiydi… uğraşınca değil… kendiliğinden gelirdi… aşk, gönül işiydi… debelenince değil… sessizliğinden gelirdi… Fikret Turhan-Yalova, 21.08.2013
bir adın kalmıştı.., aklımın gerisinde…, söylesem dilim, yazsam elim oynamaz…! aklım arasa da gönlüm unutmaz… bir çiçek açmıştı.., gönlümün güneşinde…...
bilmediğim.., sessizliğin hayrı ne… bildiğim, sensizliğin koyu bir gece… istediğim, güneşin doğması bir an önce… senin gözlerinde…! Fikret Turhan-Yalova, 21.08.2013
sen, aşk ol yeter… adın olmasa da olur… ben koyarım… sen, çiçek ol yeter… kokun olmasa da olur… ben sıkarım…...
tenin olsaydım… en ücra köşene kadar seni sarsaydım… ben sarıldıkça, sen isyana kalkaydın..! kokun olsaydım… en ufak yerine kadar sana...
gün doğunca… yüce dağlar boyunca, kızıllar dönüyordu mora yavaşça… gözlerimin ucunda..! gün vurunca… suların bir ucuna, bir yol uzanıyordu kızılca...
rüzgar, yapraklarda… yapraklar, damlalarda ritmini buluyordu… duy rüzgarları… tut yaprakları… say damlaları… bak bakalım oluyor muydu? say bakalım doluyor muydu?...
yol benimdi… giden bendim, bekleyense sen..! yol senindi… gelen sendin, bekleyense ben…! yolları, ortadan kesseydik… katlasaydık… bir ucunda ben, bir...
gözlerin rengini, denize… deniz, güneşine borçluydu… aşkın değeri, benimle… benim değerim, senle ölçülüyordu… Fikret Turhan-Yalova, 19.08.2013
bir zamanlar… aynı masadaydı, günlerimiz… aynı yöne bakardı, gözlerimiz… aynı sözle başlardı, dillerimiz… bir zamanlar… aynı parktaydı, sevgilerimiz… aynı yerde...
bir kara sevdaydım… güneşinde sarı… güllerinde kırmızı… bir kara sevdaydım… ateşinde alevce… dikeninde sivrice… bir kara sevdaydım… göklerinde mavili… gözlerinde...
güneş boyaydı… rüzgar boyacı… dalgalarsa fırçası…! gök maviydi… deniz mavi… gözlerinse dalgacı..! Fikret Turhan-Yalova, 18.08.2013
kendimce idim… yazılarım kendimce… sınırlarım kendimce… globalleşeyim dedim.., yazılarım bilindi… sınırlarım silindi… küreselleştim iyicene…! kendimce idim… aşklarım kendimce… masallarım kendimce…....
elimde, dalım vardı.. yere gömdüm, kıyamet gelmeden… dilimde, balım vardı… sözlere sürdüm, karşılık beklemeden… dal elimde, bal dilimde, aşkın gönlümde,...
yağmur doğanındı… yer gerekti…gök gerekti… rüzgar gerekti…bulut gerekti… aşılayıcı toz gerekti… sonrası; kararı bereket… fazlası felaket demekti…! aşk yananındı… söz...
bir deprem oldu… 17 Ağustos’ta… üstünden, 14 yıl geçti sonra… depremde, kimi bedenler çürüdü… kokular sardı her yanı… kimi ruhlar...
karanlık… var olan; renkleri ve biçimleri saklıyordu içinde birbirinden habersizce… oysa… karanlığı, ancak sesler açardı güneşlerden de önce… Fikret Turhan-Yalova,...
yüzümde… hep bir tebessüm vardı… görenler belki de deli sanırdı.. oysa o, ibadetimin bir parçası.. içimdeki karanlığın açılmasıydı… görünüşe aldanmamalıydı...