Fikret Turhan

önüne.. aşılmaz dağlar çıksa sen sakın korkma..! önüne ALLAH’I al… unutma..! dağları yükselten O… ki O, yollarını da açar sana…...
yağmur muydu? … güzel olan… damla damla saçlarında…. yoksa..! saçların mı? … sırma…sırma… yağmurun altında… Fikret Turhan-Yalova, 24. 09.2013
sen, yeter ki iste… o zaman, gelsin diye bekleme çağır O’nu delicesine… sen, yeter ki iste… o zaman, söylesin diye...
erikler beyazı buldu… kuşlar dallara kondu… çok güzel şeyler oldu… bahar başıma vurdu… güller goncaya durdu… yağmur yaprağı buldu… çok...
bu İstanbul… nasıl bir İSTANBUL? … mavisi çok…grisi çok… insanı çok…meleği yok..! bu İstanbul… nasıl bir İSTANBUL? … göğü çok…bulutu...
zaman, ağlarını örüyordu… akrebi yelkovanı el ele… amacı, bizi yakalamaktı… Fikret Turhan-Yalova, 25.09.2013
seni, yüksek bir yerlere koymak istiyordum… mesela yıldızlara…. kimseler erişmesin diye sana… sonra da… ben istediğimde kayıp düşmeni beklerdim yıldızlardan...
eylül; serin rüzgarların sarı yaprakları götürmesi ile hüzünlü vedaların örtüşmesiydi… gönül; ürperten duyguların gözyaşlarını döktürmesi ile bilinmez vedaların belirmesiydi… eylül...
güneş seni gözler, rüzgar adını söyler… gönlümdeki çiçekler, yalnız seni özler… güneş günü açar, rüzgar bulutu kovar… gönlümdeki yaşlar, damla...
rüzgar, aralığa girmişti… aralıkta; daha sert esiyor.. daha çok üşütüyordu…. rüzgar, aralıkta ocağı aratıyordu..! Fikret Turhan-Yalova, 23.09.2013
yağmur, toprağa düştü… güneş, ağacın dallarına… ağaç, yaprak…yaprak… yeşile döndü… rüzgar, çiçeğe değdi… güneş, ağacın meyvelerine.. ağaç, dal…dal… allara döndü…...
sırrını, içinde tutma.., gönlünü yakar… al diline mırıldan, ay güneşe bakar… sırrını, diline vurma.., çevreni yakar… at yerlere kırmadan, dünya...
ey aşk.., sen, bana gel… beni, kendin eyle…. ben, sen olunca… beni, sen eyle… biz, bir olunca el aleme ne…...
yollar vardı… çizeni sendin RABBİM…. seçeni biz… sonlar vardı… koyanı sendin RABBİM… bulanı biz… kaderler vardı… yazanı sendin RABBİM… uyanı...
gönlüm deniz; dalgalarım var, kudurmuşçasına… köpükleri yok ama… masunca..! gönlüm orman; yağmurlarım var, bardaktan boşanırcasına… damlaları yok ama… masunca…! gönlüm...
ışık içimdeydi; gönlümün farlarında parmak uçlarımda sözcüklere dönüyor beyaz kağıtlarda kara kara yanıyordu… aşk içimdeydi; kalbimin çarpışlarında gözlerimin çukurlarında ışıklara...
güneş; yaprakta, yeşile dönerdi.. çiçekte pembeye… güneş; meyvede, ala dönerdi… çekirdekte toprağa… güneş; toprakta, filize dönerdi… dalda yeşile… güneş; Hayat’tı…...
aklımda, harfler vardı… alfabe’de olmayan… gönlümde, sözler vardı…, lügatimde olmayan… dilimde, ah’lar vardı… ikisine de uymayan..! Fikret Turhan-Yalova, 15.09.2013